Daha önce defalarca yaptığımız bu seyahati, bu sefer arkadaşlarımızla yapacağız. 3 arabayız. Biz önce İstanbul'a gittik. Kızımızı Sabiha Gökçen'den alıp yola düşeceğiz. Ancak uçak 3 saat rötarlı kalkınca biz de gece yolculuğu yapmak zorunda kaldık. Malkara'da konakladık.
Oğlumuz da bize daha sonra Üsküp'te katılacaktı. Ama bazı küçük aksilikler oldu, gelemedi.
Sabah erkenden yola çıktık. Sınırdan önceki benzin istasyonunda arkadaşlarla buluşarak İpsala Sınır Kapısına gittik. Çok kalabalık değildi.
İlk olarak Gümülcine'ye girdik.
Arabaları park edip bir börekçide kahvaltı yaptık, çarşıyı gezdik.
Çukur Kahveyi gördük ama girmedik.
Bahçesinde oturduk. Sağ olsunlar, cemaat bize aşure ikram etti.
Yollar tanıdık, otobandan devam ettik.
Selanik'te ilk durağımız Atamızın evi.
Her seferinde ayrı bir heyecan duyuyoruz.
Otelimiz Selanik'in kuzeybatı çıkışına yakın. Yarın yol üzeri olsun diye eşim burayı seçmiş. Çok güzel bir otel. Merkezde yemek yiyip otele geçiyoruz. Sonra herkes kendini havuza atıyor.
Akşam kızımızla otelde yemeye karar verdik. Ekip ise; merkezi gezecek, yemek yiyecek, Beyaz Kule'yi, Aristo Meydanını gezecek.
Otelde güzel bir kahvaltının ardından yola çıktık. Yolculuk Üsküp'e.
Yol, Gevgeli'den de geçiyor. Burada konaklamış, çok sevmiştik.
Üsküp'teki otelimiz bir AVMnin üstündeki rezidanslarda.
Önce Taş Köprüye gittik.
Makedonya meydanında Büyük İskender'in heykelini de tekrar gördük.
Vardar Nehri'nin kıyısında biraz gezdik.
Eşim adliye yakınlarında güzel bir restoran buldu. Ahşap dokusuyla güzel bir mekandı.
Yemekler de güzeldi.
Sabah Ohrid'e doğru yola çıktık.
Kilometre olarak kısa ama yol uzun sürüyor tabi.
Yol üzerinde iki tarafta da tesislerin olduğu bir yer var. 10 yıl önce pişi yazısını görünce orada mola vermiştik. Bu sefer de duruyoruz ve kızımıza pişi ikram ediyoruz:)
Biz ilk olarak Kalkandelen'e girdik. Alaca Camiyi ziyaret ettik.
Tur otobüsleriyle gelen Türkler de vardı ama bekçisi bu ziyaretlerden çok hoşnut değildi.
Oradan Harabati Baba (Sersem Ali Baba) Tekkesine geçtik. Önünde pazar kurulmuştu. Ama kapısını bulduk ve arabaları içeriye, bahçesine park ettik.
Tekkenin dedesiyle tanıştık, bizi misafir etti sağ olsun.
Ohrid'e artık kaçıncı gelişimiz.
Ambargoyu kırıp akşam yemeği için Belvedere'ye gittik. Yine canlı müzik vardı. Makedon havalarıyla halaylar çekildi.
Önce salata:)
Burada bir gün Golden Beachte yüzdük.
Otoparktan sonra böyle giriliyor. Burayı çok seviyoruz. Şezlong ve şemsiyeler ücretsiz. Kafesi, havuzu, duş ve soyunma kabinleri çok güzel.
Başka bir gün de St Naum'a gittik. Hala masalsı bir yer.
Giderken tarih öncesi dönemden kalma balıkçı köyünün suya yeniden inşa edildiği müzeyi yukarıdan izledik.
St. Naum'da yüzdük, etrafı gezdik. Sonra eşimin öğle yemeğini Arnavutluk'ta yiyelim önerisi üzerine St Naum'un az ilerisindeki sınır kapısından geçerek Arnavutluk'un Pogradec şehrine gittik.
Sahile yakın güzel bir restoranda yemek yedik.
Ohrid Gölünün Arnavutluk tarafındayız.
Bu iskelenin yanında plaj var. Hemen sahilde de oteller.
Eşim, tekrar gelmek üzere buraya bir mim koydu. Tekrar Ohrid'e döndük.
Ohrid'de akşamları, sahilde, Türk Çarşısında gezdik.
Bir konsere denk geldik.
Arkadaşlarımız dönüş yoluna geçerken biz Arnavutluk'a geçerek Pogradec'in yol üzerinde bir otelde konakladık.
Otel, tepeden Ohrid Gölünü görüyordu.
Şehir merkezinde gezdik, alışveriş yaptık, yemek yedik.
Ertesi gün Yunanistan'a doğru yola çıktık. Makedon sınırı görmeden Yunanistan'a girdik.
Selanik'e gelmeden büyük bir dinlenme tesisi var. Orada uzun bir mola verdik.
Nea Vraşna, çok sevdiğimiz, Karadağ'daki gibi yazlıkçı hayatı yaşadığımız bir yer. Daha önce kaldığımız otelde kalıyoruz yine. Arkadaşlarımız da bu kasabada.
Akşam için eşim Vraşna Köyünden bir restoran belirlemiş. Sahilden tepelere doğru çıkıyoruz.
Köyde bir taş binanın ağaçlar içindeki bahçesindeyiz.
Müzik eşliğinde güzel bir yemek yiyoruz.
Yemekten sonra hemen yan taraftaki köy kahvesine geçtik. Burası aynı zamanda yemek servisi de yapıyormuş. Yol kenarına atılan tahta sandalyelerde kahve içtik, ertesi gün için de rezervasyon yaptırdık.
Sokakların böyle güzel olduğu köyde ertesi akşam da yemek yedik.
Tabi Nea Vraşna'da yüzdük, sahildeki kafelerde oturduk, tatlı yedik.
Daha önce gittiğimiz Greco Restorana tekrar gittik.
Artık sınıra yakınız. Kalabalık bir sıra bekleyerek ülkemize geldik.
İstanbul'a geçip oğlumuzu ziyaret ettik. Marinada ağırladı bizi sağ olsun. Bir gece kalıp evimize doğru yola çıktık.




















































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder